11 Eylül 2012 Salı

DERSU UZALA SAF VE NAİFTİR, KAYBEDİLMEK İSTENMEYEN BİR DOSTTUR



Yönetmen Akira Kurosawa 'nın Dersu Uzala isimli filmi Sovyet-Japon ortak yapımı, Moskova Film Festivali ve 1975 yılında en iyi yabancı film dalında Oscar almış önemli ve izlenmeye değer bir filmdir. Filmin beni etkileyen yanlarından biri hemen hemen tamamının doğada geçiyor olması ve doğa, insan, dostluk, bilgelik temalarını oldukça derinden hissettiriyor oluşu. 

Ormanda Rus komutan Viladimir Arsenyev ve komutasindaki askerlerle karşılasan Dersu Uzala, onlara avucunun içi gibi bildiği dağlık arazide tercümanlık yapar. Ormanın her karış toprağını ve doğadaki tüm şifreleri ezbere bilen doğa insanı Dersu, bu keşif sırasında bilgeliği ile komutanın hayranlığını kazanır. Doğanın dilinden anlayan, en ufak ipuçlarını görebilen ve öngörü sahibi olan bilge adam aynı zamanda ardında bıraktıklarıyla da ardından geleceklere yaşamlarını sürdürebilmeleri için işaretler bırakır. İnsana, evrenselliğe ve ilkel bir yaşamda özünü koruyup, doğa ile birleşmiş bir insan ile müthiş dersler vermektedir ünlü yönetmen Kurosawa. 

Bence son dönemde izlediğim en iyi filmlerden biri. Bu filmi izlememek büyük bir kayıp bence.

"Dersu bilge bir avcıdır. Herşeyi billir; ötüşen kuşlardan sonra yağmurun dineceğini, ayak izlerine bakarak, gençlerin yürürken parmak ucuna bastığını yaşlıların ise topuklarına bastığın, bir kırık şişenin neler yapabileceğini. Dersu Güneşi de iyi bilir.
Kendinden sonra gelecekler için, pirinç tuz ve kibriti...
Dersu ağaç, rüzgar, ateş, toprak, kaplan ilede konuşur onlara insan gibi davranır.
Dersu saf ve naiftir, kaybedilmek istenmeyen bir dosttur."

26 Ağustos 2012 Pazar

Merhaba,

Başlayalı çok zaman olmuş ama öylece kalmış blog. Bazen olur ya, büyük bi heyecanla başlayıp ne olduğunu anlamadan biten şeyler... Ben de başlamış ama devamını getirememişim. Ama bundan sonra bu blogda müzikten, kitaptan, filmden, işten güçten, hayattan, gezmekten tozmaktan, aşktan... herşeyden biraz olacak.

Hadi bakalım, açık olsun yolumuz...

SENFONİ

Önce sesin gelir aklıma 
Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm 
Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli 
Sonra cumartesi günleri gelir 
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum 
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak. 

Kırk kere söyledim bir daha söylerim 
Savaşta ve barışta, karada ve denizde, 
Düşkünlükte ve esenlikte 
Zamanımız apayrı bize göre 
Yanyana olduk mu elele 
Aç kalsak ağlamayız biliyorum. 

İçim güvercinleri okşamış gibi rahat 
Sen yanımdayken ister istemez 
Geniş meydanlarda akşam üstleri 
Üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar. 

Sen yanımdayken ister istemez 
Uzak ırmakları hatırlıyorum. 

Arasıra düşmüyor değil aklıma 
Yabancı kadınların sıcaklığı 
Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım 
Yanında ihtiyarlamak istiyorum... 

Turgut UYAR